PROPOLİS
PROPOLİS

PROPOLİS


Propolis; işçi arıların kovan içerisindeki besinleri, yavru arıları ve kendilerini, çeşitli mikroorganizmalardan korumak amacıyla bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk vb. kısımlarından topladığı reçinemsi maddeleri ve bitki nektarlarını, başlarında yer alan salgı bezlerinden salgılanan enzimler ile biyokimyasal değişikliğe uğratarak oluşturdukları üründür.

50 ml 100 TL

Adı ileri Latin "pro" anlamı ve Yunan "polis" kale, şehir anlamına gelir

Belki  ilk kez duydunuz bu kelimeyi, Halk dilinde : Eğir mumu, arı mumu, arı yapışkanı, eğer mumu, laden, eğil mumu, eğri mum, girabolu, kirebolu, pireboli halk arasında propolise verilen adlardan bazıları. Yöresel isimlerinden de anlaşılacağı üzere propolis arılarla ilgili bir terim. Propolis terimi bize bitkilerle bal arılarının müthiş bir uyum içinde çalışarak ürettiği mucizevi bir ürünü anlatıyor.

Bitkilerin kendilerini korumak için salgıladığı reçinemsi maddenin, bal arıları tarafından kendi çıkarları için kullanılması sonucu oluşan propolis, insanlar için de çok faydalı olmuş. İnsanlar bu üründen faydalanmış ve pek çok alanda bu değerli ürünü kullanmıştır. Peki nedir propolis? Bitkilerin büyük bir bölümü yapraklarını, çiçeklerini ve meyvelerini, mikrop üremesine ve çürümeye karşı ürettikleri, su geçirmez ve ısı yalıtımı sağlayan reçinemsi  bir maddedir.

Bal arıları bu antimikrobiyal (mikrop üremesini engelleyen) özellikli reçinemsi maddeleri ağaçların gövdelerindeki çatlaklardan, tomurcuklardan ve yapraklardan toplar ve kovana getirir. Kovana getirilen ve değişik miktarlarda mumla karıştırılan bu reçinemsi madde propolis olarak adlandırılır ve kovan içinde kullanıma hazırdır. Olağanüstü bir yaşam disiplini ve iş bölümü ile örnek almamız gereken bir yaşam sürdüren bal arıları için topladıkları propolis, aslında kovanın hem temizlik hem de yalıtım maddesidir. Kış mevsimine hazırlanan arılar sonbaharda kovan girişini daraltmak, çatlakları ve gedikleri sıvamak, kovanın soğuk ve nem girebilecek her türlü deliğini onarmak amacıyla tüm bu alanları propolisle kaplar. Propolis böylelikle arıların en önemli barınağı olan kovanlarını hem kışın soğuğundan hem de dışarıdan gelebilecek mikroplardan korumuş olur. İlkbaharda dışarı çıkmak için yine propolise ihtiyaçvardır. Öncelikle eski propolisler sökülür, kovan içinde hep birlikte aynı anda kanat çırparak kovan havalandırılır ve ilkbaharla birlikte gelen yaşam sevincine katkıda bulunacak arı yavruları (larvalar) için tüm petek gözleri propolisle temizlenir ve cilalanır. Ana arı (kraliçe arı), yumurtalarını bu petek gözlere teker teker bırakacak ve her bir gözde,büyüdüğünde yaz boyunca bal yapmak için çalışacak genç, güçlü, çalışkan arıları meydana getirecek yavrular oluşacaktır.

Doğadaki her canlı yavrusuna özenle bakar, besler, büyütür. Arılarda da bu bakım çalışması kusursuzdur. Bakıcı arılar daha kraliçe arı yumurtlamadan, her bir gözü propolisle siler, parlatır. Propolisin yoğun antimikrobiyal özelliği arı larvalarını her türlü hastalıktan korurken, antioksidan ve hücre yenileyici özellikleri larvaların arı sütünün de yardımıyla çok hızlı büyüyüp gelişmesini ve sağlıklı kalmasını sağlar. Petek gözlerinin propolisle temizliği, sofralarımıza gelecek, ağzımızı tatlandırırken sağlık da verecek başka bir olağanüstü karışım olan balın depolanacağı, yumurta bırakılmayacak gözler için de geçerlidir. İşte arının üşenmeden, yorulmadan topladığı ve kendine özgü bir şekilde yoğurduğu bu mucize ürün, hem yiyeceği balına hem de yavrusuna hijyenik bir ortam sağlamak ve tüm tehlikelerden korumak amacıyla kullandığı müthiş bir üründür. 

Bal arılarının propolis toplamak için tercih ettiği başlıca bitkiler arasında kavak, at kestanesi, kestane, söğüt, akçaağaç, çam, meşe, huş, köknar, kızılağaç, fındık, ökaliptus ve karaağaç sayılabilir. Ülkemizde yapılan çalışmalar sonucunda bal arılarının çoğunlukla kavak, söğüt ve kestane ağaçlarından propolis topladığı belirlenmiştir. 

Ülkemizde kullanımı halen çok az olan propolise dair bilgilerin tarihçesi aslında hayli eskiye, milattan öncesine dayanmaktadır. Ünlü Yunan filozof Aristoteles, arıların çalışmasını saydam kovan kullanarak incelemek istemiş, ancak kovanın saydamlığı koyu renkte mumsu maddeler ile kapatılmıştır. Bu koyu renkli maddenin propolis olduğu tahmin edilmektedir. 

Propolisin tarihçesi 

Propolisin, insanlar üzerindeki olumlu etkileri çok eskiden beri bilinmekte, halk arasında kullanımı çok eski çağlara dayanmaktadır. İlk olarak milattan önceki yıllarda Yaşlı Plinius’un Roma’daki okulunda propolisin ağrı azaltıcı, yara iyileştirici özellikleri tanımlanmıştır. Mısırlılar için ise daha erken dönemlerde bile arının dinsel bir önemi vardı, cesaret ve güvenin sembolüydü. Eski çağlarda Mısırlılar propolisi bazı hastalıkların tedavi edilmesinde, ölülerin mumyalanmasında kullanmaktaydı. 

Romalılar da arıya saygı duymuş ve propolisi yaygın olarak kullanmıştır. Yazıtlarda, Roma tanrısı Jüpiter’in güzel Melissa’yı arıya çevirdiği ve böylece mucizevi, iyileştirici propolisi ürettiği anlatılır. 

Hippokrates (MÖ 460-377) propolisin deri hastalıkları, ülser ve sindirim sistemi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığını belirtmiştir. Afrika’da ise propolis ilaç olarak uzun zamandır kullanılmaktadır.

12. yüzyıla ait Avrupa kayıtlarında, propolisin ağız, boğaz enfeksiyonları ve diş sağlığı için kullanılan tıbbi preperasyonları tanımlanmıştır. Propolisin eski zamanlara dayanan diğer bir kullanımı da vernik olarak kullanılmasıdır. İtalya’da 17. yüzyılda Stradivari, propolisi telli enstrümanların cilalanmasında kullanmıştır. Bunların yanı sıra çok eski çağlardan beri yapıştırıcı ve çatlakları kapatıcı olarak, tahta ve başka yüzeyleri korumak için, özellikle de antimikrobiyal özelliğinden dolayı sağlık koruyucu olarak kullanılmaktadır.

Propolisin fiziksel özellikleri 

Bu kadar değerli bir ürün olan propolisin görüntüsü aslında pek de hoş değildir, kokusu ise kimine hoş gelen, kiminin de çok keskin bulduğu reçinemsi bir kokudur. Propolisin standart bir rengi yoktur. Sarıdan koyu kahverengiye, bazen de yeşile çalar. Bu renk çeşitliği propolisin toplandığı bölgeye dolayısıyla bitkisel kaynağına bağlıdır. Örneğin ılıman iklime sahip ülkelere ait örnekler, ülkemizde de olduğu gibi aşağı yukarı belirgin bir kahverengiyken, tropik iklime sahip ülkelerde ve Avusturalya’da propolisin rengi siyahtır ,Brezilya propolisi yeşildir. Finlandiya propolisi turuncudur, Küba propolisi ise koyu menekşe rengidir. Propolisin yapışkan bir kıvamdadır. Bundan dolayı arıcılar arasında arı yapışkanı olarak da adlandırılır. Kovandan topladığınız zaman elinizde reçinemsi bir koku ve sarı-kahverengi lekeler bırakır.

Propolisin insanlar için önemi

Propolisi anlatıp durduk: Bitkiler salgılıyor, bal arıları topluyor, onların kovanlarından da insanlar alıp kullanıyor. Peki günümüzde propolis insanların ne işine yarıyor? İçeriğindeki çok sayıda etken bileşik sayesinde propolisin bazı biyolojik etkileri var. Ancak her propolis aynı etkilere sahip değil. Çünkü her bölgede arıların propolis topladığı bitkiler farklı. Bunun sonucunda da propolisin hem içeriğinde hem de biyolojik etkilerinde çeşitlilik ortaya çıkıyor. En önemli özelliği daha önce de değindiğimiz gibi antimikrobiyal özelliği. Bunun yanı sıra iltihap önleyici, ülser önleyici, lokal anestezik, karaciğer koruyucu, bağışıklık sistemini güçlendirici etkilerini sayabiliriz. Üstelik propolisin her geçen gün yeni etkileri keşfediliyor.

PROPOLİS İLE İLGİLİ ARAŞTIRMALARDAN ÇIKAN HEYECAN VERİCİ, İLGİNÇ SONUÇLAR

Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. 

Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.

Biz propolisin özellikle kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz, bulgularımız gerçekten bizi çok heyecanlandırdı, çünkü çok başarılı ve ümit verici. 

Hangi hastalıklardan korunma için kullanabiliriz? Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. 

Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. 

Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir. 
Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur. 
Özetle propolis bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.

Propolis, LÖSEMİ ve CANSER'İ önleyebilir ve tedavi edebilir.

Propolis, lösemi ve kanseri önleyebilir ve tedavi edebilir. Bu başka bir halk iddiası değil, çalışmaların bize anlattığı şey bu.
Propolis , bitki özleri ve zamklardan arı metabolizmasıca yapılmış reçineli bir maddedir (arı tutkalı). Arılar boşlukları doldurmak ve korunmak için kovan duvarlarını kaplamak için propolis kullanır. Ve eski çağlardan beri şifa verici olarak kullanılmasına rağmen, sağlık geliştirme uzmanı olarak popülerlik kazanmış ve yalnızca Doğu Avrupa, Güney Amerika ve Asya'da tıbbi özelliklerinden dolayı oldukça önemsenmiştir.

Birçok çalışma, antimikrobiyal, antioksidan, anti-inflamatuar, antidiyabetik, dermatoprotektif, anti-alerjik, müshil ve immün modülatör ila antikanser arasındaki biyolojik etkilerini zaten doğrulamıştır.

• Propolis kanser tedavisinde adjuvan tedavisinde kullanılabilir.

27 Şubat 2015 tarihinde  Dietary Supplements Dergisi ,  ABD'nin San Diego Eyalet Üniversitesi Biyoinformatik ve Tıbbi Enformatik Araştırma Merkezi  Dr. Seema Patel'in "Kansere Dönüşen Adjuvan Tedavi: Propolis ve Bileşenleri" adlı derlemesini yayınladı . Bu derleme, propolisin mekanik yönü üzerinde yeterli derecede vurgu yaparak, kanser iyileştirmesindeki son gelişmeleri ve kapsamı belgelemektedir.

Çalışma, propolis'in beyne, baş ve boyun, cilt, göğüs, karaciğer, pankreas, böbrek, mesane, prostat, kolon ve kan kanserlerine karşı etkinliğini vurgular.

"Matrix metalloproteinazların inhibisyonu, anti-anjiyogenezis, metastazın önlenmesi, hücre döngüsü durması, apoptozun indüklenmesi ve kemoterapi ile indüklenen zararlı yan etkilerin hafifletilmesi kanser manipülasyonunun ana mekanizmaları olarak çıkarıldı. Propolis bileşikleri kanser progresyonunun çeşitli genetik ve biyokimyasal yollarını hedeflemektedir. Botanik kaynakları ve coğrafi kökene bağlı olarak, propolisin biyolojik faaliyetleri değişir "dedi.

Kafeik asit, fenetil ester, krysin, artepillin C, nemoroson, galangin, kardanol ve diğerleri antitümör potansiyelleri olan bileşenler olarak tanımlanmıştır.

Dr. Seema Patel, kanser araştırmalarında olağanüstü gelişim olmasına rağmen, konvansiyonel terapinin tam malignite yönetiminde yetersiz kaldığı sonucuna varması. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, propolis'in tamamlayıcı bir ilaç olarak lacunae'yi ele alabileceği umudunu getirmesinin nedeni budur.

• Propolis antilörek etkili etkilere sahiptir.

19 Mart 2014'te, Hindawi Publishing Corporation Murtala B. Abubakar ve diğerlerinin "Propolisin Antilösemik Etkileri İçin Anahtar Olan Oyuncular Olarak Polifenoller" derlemesinde yayınlandı.

Propolisin ham hali ve fenolik içerikleri, çeşitli lösemi hücre dizilerinde antilörekemik etkiler sergilediği rapor edilmiştir. 
Propolis'te bulunan polifenollerin hücre döngüsünü durdurma ve apoptozu ve farklılaşmayı indükleme yeteneği, hücre büyümesinin ve çoğalmasının engellenmesine ilaveten, antilökemik ajanların umut verici hale getirilmesine ve dolayısıyla propolisin antireukaemik etkilerinin bir anahtarı olduğuna inanılmaktadır. Farklı lösemi türlerinde.

Makale, ham propolisin ve bireysel polifenollerin antilukemik aktivitesinin çeşitli lösemi hücre dizileri üzerindeki moleküler temellerini gözden geçiriyor ve propolisin hem löseminin tedavisinde hem de korunmasında kullanılabilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte,  in vitro , in vivo ve epidemiyolojik çalışmaların yanı sıra klinik çalışmalarda daha ileri değerlendirmelere ihtiyaç duyulmaktadır.

Keiko Aso ve diğerleri, ham propolisin büyüme üzerinde doz ve zamana bağlı inhibisyon etkisi sergilediğini keşfederek , Propolis'in İnsan Lösemisinin U937 Büyümesi Üzerindeki Önleyici Etki Araştırması'nın konusu olan, kırmızı propolis olarak  da bilinen Brezilya propolisidir. , hem de bu hücrelerdeki DNA, RNA ve proteinin sentezi.
Çalışma U937 insan histiyositik lenfoma hücrelerinde bir Brasilian propolis preparatı kullanılarak yapıldı. Bilim adamları, propolisin apoptoz ile doz ve zamana bağlı olarak hücrelerin büyümesini ve makromoleküler sentezi şiddetle engellediğini bulmuşlardır. “0,015-0,5 ul / ml'de propolis, IC ile anti-tümör aktivitesi gösterdi 50 , 3 gün boyunca, 0.18 ul / ml. Aynı zamanda, bir IC ile DNA, RNA ve protein sentezini engelleyen 50 , sırasıyla, 0.08, 0.17 ve 4.3 ul / ml. DNA sentezi üzerindeki inhibisyon etkisi kısmen geri döndürülemezdi. Dahası, hücre büyümesinin engellendiği aynı konsantrasyon aralığında bir apoptotik DNA merdiveni ve kromatin yoğunlaşması gözlendi. Kaspaz inhibitörü Z-Asp-CH 2-DCB, DNA parçalanmasını engelledi. Bu sonuçlar, propolisin antitümör aktivitesinin apoptosisi indükleyerek oluştuğunu ortaya koymaktadır. "

"Propolis bir kanser kemopreventif ve kemoterapötik madde olarak yararlı olabilir."

Su ya da etanolle ekstre edilen bir başka Brezilyalı propolisin, propolisin doğrudan sitotoksik etkisi ve HL-60 hücrelerinde granülositik farklılaşmanın indüksiyonu sonucu olduğu düşünülen hücre büyümesini inhibe ettiği bulundu. Sonuçlar, Satoshi Mishima, Japonya'nın HL-60 hücrelerinde propolisin hücre büyümesi ve gen ekspresyonu üzerine etkisi başlıklı makalesinde yayınlandı.

Türk propolis veya Manisa propolis. Çalışma  Gunduz ve arkadaşları tarafından telomeraz aktivitesi ile lösemi hücre dizisi üzerindeki Manisa propolis etkisinin değerlendirilmesi , aynı zamanda propolisin neden olduğu apoptozun mekanizmasını ortaya koymuştur. Manisa (Türk) propolisin etanolik ekstraktının T hücreli lenfoblastik lösemi (CCFR-CEM) hücre dizisindeki telomeraz aktivitesi üzerindeki inhibe edici etkisini, insan telomeraz ters transkriptazının (telomeraz aktivitesine bağlı telomerazın bir katalitik altbirimi) oranını belirleyerek, propolis ile hücrenin tedavisinden sonra 195.56'dan 13.29'a düştüğünü bulmuşlardır; bu nedenle, propolisle indüklenen apoptozda rol alan mekanizmalardan birinin telomeraz aktivitesinin inhibisyonuyla ilişkili olabileceğini önermişlerdir.

Kore propolisi Hyeon Soo Eom ve ark. Tarafından da incelenmiştir. Yukarıdaki bulguların çoğu propolis, insan lösemi HL-60 hücrelerinin  çoğalmasını, propolisin insan lösemi HL'sinin proliferasyonu üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlayan mitokondriyal yolak yoluyla (Mayıs 2010'da yayınlandı) apoptozu indükleyerek inhibe ettiğini araştırmasıyla teyit edildi.  Ve HL-60 hücrelerinde propolisin apoptozu oluşturup oluşturmayacağı araştırılmıştır.

"Sonuçlar, propolisle tedavi edilen HL-60 hücrelerinin çoğalmasında (3 μg mL -1 propolisin üzerinde) doza ve zamana bağlı azalmalar gösterdi . Daha ileri çalışmalar, propolisin anti-proliferatif etkilerinin, apoptozu indüklediğinden kaynaklandığını ortaya koymuştur. Propolis ile tedavi edilen HL-60 hücrelerinin genomik DNA'sının agaroz elektroforezi, apoptotik hücreler için tipik bir merdiven paterni göstermiştir. Propolis, HL-60 hücrelerinde kaspaz-3'ün aktivasyonunu ve poli (ADP-riboz) polimerazın bölünmesini indükledi. Propolis aynı zamanda mitokondriyumdan sitoplâzuma sitokrom c'nin salınmasını da tetikledi. 

Birlikte ele alındığında, bu bulgular, propolisin HL-60 hücre çoğalması üzerindeki inhibe edici etkisinin, mitokondriyal yol boyunca apoptozu indüklemesinden kaynaklandığını göstermektedir. "

Sonuç:

Hem kırmızı hem de yeşil propollerden elde edilen ekstraktlar, test edilen tüm hücrelere sitotoksik olduğu kanıtlandı; kırmızı propolis, yeşil propolis ile karşılaştırıldığında daha etkili oldu. 

• Propolis'te bulunan bir flavonoid olan Chrysin, Metilimetrenin neden olduğu oksidatif hasara bağlı hastalıklara karşı korur.
Şubat 2015 tarihinde çalışma  Methylmercury Bağlı Genotoksisite ve Antioksidan Durumu Tadillere karşı flavonoid krisin Koruyucu Etkileri In Vivo, São Paulo, Brezilya Üniversitesi'nden Eduardo Scandinari Manzolli ve arkadaşları tarafından, flavonoidler Propolis ve balda bulunduğunu gösterdi Oksidatif Hasara Karşı Koruyucu Etkiye Sahiptir.
Flavonoidler, antioksidan özellikli bal veya propolis'in ana bileşenidir. Oksidatif hasara bağlı herhangi bir hastalık, bu ucuz çözeltilerle önlenebilir.

Chrysin - diyette bulunan flavonoidlerden birinin adı, ağırlıklı olarak tutku meyvesinde, balda ve propolisde bulunan krizindir. Metil-sucul (MeHg), ana toksik mekanizması oksidatif hasar olan zehirli bir metaldir.

Çalışma, Wistar sıçanlarında MeHg ile indüklenen oksidatif hasara karşı chrysin'in antioksidan etkilerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Hayvanlar MeHg (30 ile tedavi edildi  μ 45 gün sonda ile CR (0.10, 1.0 ve 10 mg / kg / vücut ağırlığı) varlığında ve yokluğunda ug / kg / vücut ağırlığı). Kandaki glutatyon (GSH) spektrofotometrik olarak nicelendirildi ve DNA hasarının izlenmesi için lökositler ve hepatositlerde kuyruklu yıldız analizi uygulandı. MeHg kuyruklu yıldızların oluşumunda belirgin bir artışa neden oldu; Hayvanlar, CR varlığında metale maruz bırakıldıklarında, yüksek CR konsantrasyonları koruyucu etkiler gösterdi. Dahası, MeHg'ye maruz kalma, CR + MeHg alan hayvanlarda GSH düzeylerini düşürdü ve GSH düzeyleri restore edildi.

Çalışmanın sonuçları, Chrysin gibi flavonoidlerin tüketilmesinin, insanları, Metilimetrenin neden olduğu olumsuz sağlık etkilerine karşı koruyabileceğini gösterdi.

Çok sayıdaki etkisinden dolayı propolisten elde edilebilecek ürün yelpazesi de hayli geniş. Propolis tıpta, kozmetikte ve gıda sektöründe kullanılıyor. Propolisli tabletler, pastiller,cilt kremleri, nemlendirici kremler, şampuanlar, rujlar, diş macunları ve ağız spreyleri gibi ticari ürünler var. Ülkemizde propolisle ilgili çok az yerli ürün bulunmasına karşın çok sayıda ithal ürüne ulaşılabiliyor. Propolis kullanımında üzerinde durmamız gereken en önemli nokta propolisi kovandan alır almaz ham bir şekilde tüketmemek olacaktır. Yaygın olmasa da bazı kişilerde alerjik tepkilere neden olabilmektedir, bu tepki genelde deri yangısı şeklinde gözlenmektedir. Bundan dolayı propolisi mutlaka işlenmiş halde tüketmek gerekir, çünkü işlenme sırasında alerjik etkisi yüksek oranda yok olmaktadır.

Doğanın ve arının bu mucizevi ürününden en verimli şekilde faydalanabilmemiz onu günlük hayatımıza işlenmiş ürünler halinde dahil etmemizle mümkün olacaktır. Bal arılarını propolis üretmeye teşvik etmek, sonrasında da ürettikleri propolisi işleyip sadece insan sağlığını değil esas amacı olan arı sağlığını da korumak amacıyla kullanmak, dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye arıcılığını bilimsel yönde destekleyecek, arıcılarımızın sadece bal değil insanlığa ve arılara yararlı diğer arı ürünlerini de üretmesi ve değerlendirmesine katkı sağlayacaktır.

Propolis Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler;

Porpolisin bileşimi tüm diğer doğal maddeler gibi; botanik orijini ve oluşumundaki çevresel koşullar gibi doğrudan farklı faktörlere dayanır. Porpolisin içeriğinde birçok madde bulunmasına karşın araştırmalar özellikle Artepillin C ve CAPE üzerinde yoğunlaşmıştır. Aldığınız ürünün bu maddeleri içerip içermediğini kontrol edin. Artepillin C yeşil Brezilya propolisinde yüksek oranda bulunur. Baccharis Dracunculifolia’den elde edilen yeşil propolis bir çok ciddi klinik çalışmaya konu olmuştur ve PubMed’e göre yeni çalışmaların %26’sını oluşturmaktadır. Brezilya’nın yeşil propolisi bileşiminde %6-8 oranında Artepilin C (ARC) taşıyan tek türdür. Bilim adamları, CAPE’in ise düşük biyo-uygunluğu yüzünden klinik anlamda kullanılmadığını ama, lipit (yağ) ilavesi ile çözünür hale getirilebilineceğini belirtmektedirler. Bu yüzden CAPE içeren ürünlerin vücut tarafından emilecek şekilde özel olarak üretilmiş olması gerekir.

Bir diğer husus; üreticinin propolisi doğru şekilde elde etmesidir. Arılar çevreden propolis toplayamadıkları zaman çeşitli boya, asfalt ve mineral yağları içeren maddeleri propolis gibi kullanmak amacıyla toplamak zorunda kalabilirler; bu durum propolisin tıbbi kullanımı için risk oluşturur ve propolisin kalitesini düşürür. Arı sütü, polen, bal gibi arı ürünlerin sahtelerine sıkça rastlandığı gibi propolis olarak satılan bir ürününde sahte ya da yetersiz olma olasılığı yüksektir.